11/8/2008 ·

pazar günü taraf ta pakize barıştanın yazısını okudum borgesle ilgili:

“…çok kapı olduğunu biliyorum. / Gerisini unutmuşum. / (…) / Eğer gördüğüm, ya da gördüğümü düşlediğim / bu rüyada ne olduğunu bilebilseydim / her şeyi bilirdim.”


Borges’in, kapı bizi seçer tasavvufi mesajı bu; içinde çok gizli ama çok güçlü bir trajedi de barındıran. 
                                                                                    ****
seçmesin abicim seçmesin bizi. gitsin onu isteyen yerlerde hüküm sürsün. kök salsın...ama benden uzak olsun. kendimize çekiyorsak kapıları onlarda gelmek için can atıyorsa dünden...arada danışıklı döğüş varsa...demek ki suç biraz da bizde. acaba sussam sonsuza değin? hiç bir şey söylemesem? ..gider mi kapılar?

Yorum (1) Yorum yaz!

7/8/2008 ·

Kaydıraklar, sallanmaya hazır salıncaklar...

yüzümüzü yalayıp geçen bir rüzgar...

yangından mal kaçırırcasına koşuşturmacalar...

her yer soğuk ve kapkaranlık...

karanlıkta çığlık çığlığa yatağından uyanan bir çocukcağız...

bahçe de her şeyden habersiz bağıra çağıra oyun oynayan ufaklıklar...

ve de hayat...

sonuçlarını hiç beklemediğimiz anlık haberler...

dalmak düşüncelere...

ansızın kalpte vuku bulan bir açmaz...

 

Nice yaman acılar çekilir ve bir gün,
Sızılar acıların yerini alır,
  (Hüsrev HATEMİ)

 

Kalbim acıyor sızlıyor. sanki organlarım kutuplaşmış birbirinden ayrılmaya yeminli...hani mantıken bir şeye kızamazsınız ama içten içe de...

Sözcüklerim kimsesiz...yetersiz...sözcüklerim artık benim değil...

Ne demeli ki hayırlısı demekten başka...

Yorum (1) Yorum yaz!

non...

6/8/2008 ·

NON DOLET 1

Keder bir fener gibi döner geceleri,
Ve bezgin seher gelir ardından
Her tanısmayı bir ayrılma say;
Her doğum bir ölüm habercisi
Kavustuğumuzda ayrılmıştık bu kesindi,
Her güne ayrılığın korkusu sindi
Gerçegi bilmeyen yüreğimiz,
Hep yeni tanışmalara gereksindi…
Her kavuşmayi bir ayrılma say
Karanlık umutsuzluktan geçene,
Tek mum ışığı çırağan görünür,
Oysa iyi bilinir ki dönüş yolunda
Asla çırağan yoktur…
Çok sayıda sâm-i gariban yaşanır,
Nice yaman acılar çekilir ve bir gün,
Sızılar acıların yerini alır,
Yürek kederli bir sevinçle anlar
Acının yok oldugunu artık.
Her kavuşmayı bir ayrılma say;
Keder bir fener gibi döner geceleri,
Döner geceleri keder bir fener gibi,
Ve bezgin seher gelir ardından…
Her kavusmayi bir ayrılma say;


NON DOLET 2

Günlerin gözeneklerinden süzüldü,
Bir masal, öte yana geçti
Masalın bile inanılmazıydı,
Masal da degil belki’Hiç’ti….
Demek bu kadar sürecekmiş ‘Büyü’
Ey ‘Acı’çekil köşene ve uyu
Geçmişler olsun’Yürek Kadirgası’
Fırtına dindi ve göründü Kıyı.

NON DOLET 3

Gesi bağlarında dolanıyor
Ve yitirdiklerimi, yitirmediklerimi,
Aranıyorum…
Çünkü insanlar arasında engel,
Yalnız dağlar değildir;
Bazı anılar, bazı ölülerle sağlar,
Göz önündekileri bile
Ayırabilir bizden.
Gesi Bağları, bazan Taksim
Bazan Limmat kıyıları,
Bazan Berlin veyâ başka şehir,
Olabilir…
Ben bugün beynimin Gesi bağlarında,
Bir tek selâmına göneniyorum;
Selâm geliyor arasıra Ölümden,
Senden bir ses geldiği yok.

NON DOLET 4

Terket kederi çürüyüşe ey yüreğim!
Toplanmasın ürünü, sürünsün tarlalarda,
Sürünsün ürünü ayak altında;
Kalsın tarlalarda keder…
Ay doğsun gece üstüne tarlalarin,
Ay doğsun, Ay doğsun…
Evet Ay doğsun,
Ay hep böyle üzerimde dönse…
Sevgi kalıcı, inanç kalıcı,
Çürüyen sâdece bedense,
Terket kederi, çürüsün ey yüreğim
Hasan Hüsrev Hatemi

 ------------  latince “acımıyor” demekmiş “non dolet”. romalı bir konsülün idam hikayesinde geçiyormuş bu cümle.adamın idam cezası olarak kendi böğrüne hançer saplaması gerekiyormuş ama bir türlü beceremeyince eşi meydana fırlayıp hançeri kendi böğrüne saplamış ve “bak pete non dolet” demiş..

 

Yorum (0) Yorum yaz!

6/8/2008 ·


Foto: Mutlu CELASUN

Nerde kendini bilmez çocuklar
Bir sabah öylece çekip gittiler
Çınladı alkışlar kör sokaklarda
Yankısı kime kaldı

Deniz koydum adını
Kederi bende kaldı
Uzak köyler kurdum birbirine
Denizine aldandım

Acının sularında ateşler yaktı
Vuruldu şehirler soluksuz kaldı
Kendine çekildi bütün sokaklar
Gölgeler orda kaldı
Metin-Kemal KAHRAMAN

 

Yorum (0) Yorum yaz!

4/8/2008 ·

ya aslında hiç aklımda yoktu ama hiç beklenmeyen bir şekilde altınoluğa gittik aile dostlarımızla. peki yetti mi hayırrrrrrrrr. olsun bu da iyi geldi arkadaşlarımla ailesiyle birlikte oldum. ya bazen dini sonuna kadar yaşamak istiyorsunuz ama bazen de o kadar uzak kalmak...iyi geldi hadis talimi yaptık onlarla. o kadar çok ara vermiştim ki buna. ya benim uykum var...hep var o ayrı Siritiyor.
annemle yine papaz olduk deli etti beni. kadından kitap istiyorum eğer aynı tutarda olacaksa göndermiyecekmiş diyorum ben öderim yok efendim ne gerek varmış sabrımı zorluyor resmen. başka işim yok bir de burada kitap arayacağım hadi buldum ikinci defa para ödeyeceğim. bana demiyor ki tatile gideceğiz seninle uğraşamam! Allahtan aramızda çok yaş farkı yok heralde sinirden çatlatırdı beni.
mutluyum çünkü ağustos geldi 1 ay sonra sonbahar...istanbulda sonbahar olsa hiç fena olmayacak ya neyse.
arkadaşlarım uzaklara gidecek belli ki...umarım dönüşleri sağ salim olur Gülümsüyor umarım gurbet acısı pek fazla canlarını acıtmaz Gülümsüyor

Yorum (0) Yorum yaz!

1/8/2008 ·

dont worry...nerdeee yok. bu iki üç gündür başım çök kötü ağrıyo. kendimi okuyorum arkadaşlarıma okutturuyorum ağrı kesici içiyorum bana mısın demiyo. neşeye masaj yaptırıyorum biraz geçer belki diye. kuzenim başı ağrıyınca tülbentin içine dilimlediği patates halkalarını koyar gün boyu gezerdi ben de öyle olacağım yakında. bu arada insert tuşuna şu sıralar çok ihtiyacım olduğunu anladım iyi rehabilite de ediyo insanı harbi. seda gelmiş altınoluğa. çok özledim onu ve ailesini artık bi akçay yaparız cümbür cemaat. geçen seneki gibi. o kadar çok ihtiyacım var ki tatile anlatamam. çok imreniyorum gidenlere. bi gitseydim...deniz resmen çağırıyo :( karşısında kitap okumak...akşmadan sabahlara kadar gevezelik yapmak dostlarımla. biliyorum şu an onu yapıyor arkdaşlarım. yıllık iznimi bitirmek de istemiyorum hangi ara tatile gideceğim hangi ara ailemi ziyaret edceğim. malesef ikisi bir arada olamıyor gördük yani. evden çıkmıyım istiyo annem haklı tabi kendince. acaba ben de miğren mi var Kararsiz olmasın yaaa. bugün iş arkadaşım kzıını getirdi. Allahım bir güzel bir şeker gel de ısırma. kayram büyüsün ısırcam kollarını ayaklarını :(

Yorum (0) Yorum yaz!

31/7/2008 ·

sinir geldi yüzümde çıkan ahandaaa kocaman sivilceleri yolmaktan, yaraya tuz serper gibi bi de üstlerine kolanya yağmuru tutmaktan. mübarek ben yoldukça çiçek misali tekrar açıyorlar.
yeni bir sınava girme konusunda tereddütleri olan ben kazık bir sınava girmeye karar vermiş bulunmaktayım. sınav ekimde. yani 2.5 ay boyunca anormal insan kalıbına girme olaylarına parende atlayacağım. bol bol ağlayacağım evden üniversitede tutulan defterleri ve okunan kitapları acilen isteyeceğim. annem soracak ne hal? ''anlaşılan yine burnumuzdan getireceksin? hiç mi bıkmıyorsun sınava girmekten? yeter kızım bol bol üzüyorsun kendini'' vs vs diyecek. arkadaşlarıma sınav demeyeceğim çünkü bana yuh dercesine bakacaklar. olsun abi ciddi ciddi karar verdim bizim iş arkadaşları görevde yükselme sınavlarına girmeye çalışıyorlar zorlu bir yarış. biraz da nasip işi herhal çünkü bunu çok çok hakeden şefim bir türlü vekillikten kurtulamıyor :( belki de biraz da bu durum beni sınava girmeye ikna etti. eşşekler gibi ders çalışmalıyım belki de daha iyi bir gelecek için. etrafıma bakınca görüyorum ki işler çok karışık hem de çok. etrfaımdakilerin yaşadıkları hayal kırıklıkları beni hayatım adına daha çok ciddi düşünmeye yöneltiyor. iş konusunda alternatiflerimi ciddi bir biçimde değerlendirmeliyim.
bugün blogları gezinirken bi blogcu arkadaşın bakirköy r.ve s. h. hastanesiyle alakalı yazdıklarını okudum. bir dönem yakınım orda bi 10 gün geçirdiği için hastaları ve ortamı gözlemleme şans mı denir artık ne denirse durumum olmuştu. yaşadığınız büyük acıdan mıdır nedir daha bi hassas yaklaşma durumuna giriyorsunuz olaya. o on gün o kadar çok doluydum ki zihnen bir de böyle bir vakalar örgüsüyle karşılaşmak nevrimi döndürmüştü. dolmuştum...duygu deryasında... etrafımda bunu konuşabileceğim -her yönüyle- bir cumhur olmuştu. hayata dair önkabullerimize dair o kadar anekdot çıkmıştı ki karşıma...bir an---onlara üzülerek baktığım bir an--- aklıma 'acaba onlar mı şanslı yoksa biz mi? hayatlarını bir tiyatro sahnesindeymişcesine özgürce oynayan onlar mı yoksa hep kurallara, hayatın temel dinamiklerine bağlı kalarak yaşamak zorunda olan bizler mi ? o tecrübe, hayat konusundaki genellemelerimin aslında ne kadar da kaypak bir zemin üstünde var olageldiğini gösterdi bana. bugün benim hissettiklerime yakın şeyler hisseden kişinin yazısını okumak...ne bilim işte..yani pişti olmak. bir ömer vardı hastane de yüzüne bakmaya kıyamazsınız. ablayyy payyya vayy mı payyyyaaa? çok veyyy amaa! çok şeker bişeydi. içim cız ediyordu onu her gördüğümde. şimdi diyorum şimdi şu saatte şurda şunu yapıyodur şuna şunu sölüyodur vs vs. bence bir tur yapılacaksa bu daha farkında bir insan olarak bakirköy ve muadili hastanelere yapılmalı. insan oranın havasını almaya başlayınca o kadar farklı bir ben oluyor ki anlatamam. resmen insan vakaları inceleme sahası. edebiyatçısı siyasetçisi doktoru gidiyor mu acaba  oralara?

Yorum (0) Yorum yaz!

29/7/2008 ·

Yatakta dönmek bir o yana bir bu yana...hele ki bir de ilaç içmeyi unuttuysanız vay halinize. Ya kaç saat kaç saat...en iyisi kitap okumak seçmece seçmece bunlar abi. Sıkıldın mı diğerine geç!

‘’İstatistiki ölüm oranı hiçbir anlam taşımıyor. Asıl önemlisi görünmez ölümlülük yüzdesi; hem diğerinden çok daha yüksek hem de hesaplanması imkansız, çünkü ölüm hep burada ve her yerde giderek büyüyüp bütün toplumsal yapıya ekleniyor.

            Keza görünür  yolsuzluk göstergesini de (maskelenmesine katkıda bulunduğu) görünmez yolsuzlukla karşılaştıramayız. Siyasal kayıtsızlık yüzdesi tarafsızlık yüzdesinden çok daha yüksek. Görünmez aptallık yüzdesine gelince; görünür aptallıklarla kıyas kabul etmez.

            Buna karşılık, belki de gizli zeka yüzdesi ile tutku ve hayal gücü yüzdesi görünürde olanın çok üstündedir.’’     ‘Cool Anılar V’ Jean Baudrillard

 

katılıyorum jeancım sana. Ardından bir tezer oku haydaaa bile bile intihar. Sonradan rüyalarında karabasanlarla uğraş her biri macera, bilim-kurgu romanlarına taş çıkartacak nitelikte olan rüyalar gör sonra bu rüyaları adorno gibi kayıt altına almayı düşün sonra hangi birini yazcan olayına gir...işte böyle geçiyor zaman ben ve dostlarım...sessiz dostlarım...onlar da olmasa ne olurdu bilmiyorum...o dünyaya ait olmayı becerebildiğiniz sürece ya da daha doğrusu onlar var olduğu sürece siz de her bir satırda varsınız bu dünyada. Tezer kafkanın, pavesenin yaşadığı yerleri gezmek soluk aldıkları mekanları görmek istemiş. Tam da o sırada ah ben şimdi arnavutköye yollansam mı diye düşünürken fındıkzade yokuşundan bahsetmiş ben sevindirik tabi :D az mı geçti o yokuşta zamanlarımız. Düşünüyorum da ölüp gittiğim de sadece ölümlü olacağım her ölen şey gibi...boşluk...kendimi dünya yazarlarıyla kıyaslayınca onları çok kıskanıyorum ben şimdi onlarla nefes aldıkça ben öldüğümde...malum yani. Oku oku oku uyuyamıyorum problemli J olunca. Bir geliyorum işe şaftım kaymış halde. Akşam olsun diye bekliyorum sonra. Bu döngü böylece sürüp gidiyor. Ben bu arada fatihi üzüyorum kendimi üzüyorum annemleri üzüyorum. Aslında bu kısırdöngünün müsebbibi ben olduğuma göre her dakika problem çıkarttığıma göre -‘’kim rezerve yatakta yattıysa bilir’ lale müldür- belki de asıl yerim malumunuz efendim J seneler ne zaman geçecek? Ne zaman saçlarımdaki aklar fazlalaşacak? Şebi arus ne vakit ola? Hep sorular bir türlü cevabını veremediğim sorular...

Yorum (0) Yorum yaz!

27/7/2008 ·

ben varya ben 20 saat uyuma kapasitesine sahip bi organizmayım. ama işin gıcık tarafı ertesi gün uyuyamıyorsun:( o kötü oluyo nergis çıktı kız çok gezenti ya. sen de gel dedi yaa ben depresyondayım gelemem dedim hönk die baktı :D iyi işe yarıyo bu etiket, hiçbir şeyi sallamıyorsun. zaten haftaiçi yeteri kadar  kadar insanalarla vakit geçiriyorsun mümkünse haftasonu kendimle vakit geçireyim. off ne kadar acı ben kayradan uzak arkadaşlarımdan uzak...hesapta daha güvenli bir yaşam adına ödediğimiz bedelller.bizin bizden gidip kül misali havaya uçuşması. özledim dostlarımı...istanbulu...kimsesiz gibi hissediyorum kendimi. kimsesizlerin kimsesi O benimle biliyorum :( ama olmuyo işte yapamıyorum. çok acı biliyorum şu an beraberler hepsi herkes bir ben yok bir türlü onlarla kapsanamayan tek bir hayat. hain cumhur da tatilde ben şimdi kime ağlıycam :( şefim de yıllık izinde. off ya. keşke kış gelse hep kış olsa donsak donsak dibi boylasak o da olmuyo ee bahtsız bedevi olunca öle oluyo zaten. şu an kim bilir neredeler ya walla ya trafiğini bile özledim. yakında acıdan arabeskçi olup çıkcam. ne kadar da garip bir yere ait anılar beynimize iyiyi özlemi kodlarken başkalarına çok farklı şeyleri kodluyor. yugimin doğumgünüydü yanında bilem değildim:( her şeyi hep sondan izlemeye alışmalıyım demek ki...aslında belki de gidip rapor almalıyım şöyle bir 10 senelik hava değişimi. ohh ne güzel. zaten dürüst olunca ne oluyosa oluyo bunu öğrettiler sağolsunlar bana. önceden o kadar çok şaşırırdım ki yapılan haksızlıklara. şimdi o kadar olağan geliyo ki gemisini yürüten kaptan oluyo bu devirde işin garibi de ben bu devirde doğmuşum iyi halt yemişim. bahts

Yorum (0) Yorum yaz!

fıtrat ve adalet

26/7/2008 ·

“Adalet vicdandır; ferdî bir vicdan değil bütün insanlığın vicdanıdır. Kendi vicdanlarının sesini net olarak tanıyanlar genellikle kamu vicdanının sesini de tanırlar.”
Aleksandır Soljenitsin

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »